Assassin’s Creed: Revelations

Sonunda oyunu bitirebildim ve oyun hakkında görüşlerimi şimdi dile getireceğim.Oyunun bölümlerini anlatmakla vakit kaybetmeyeceğim fakat kısa kısa değineceğim.
Öncelikle oyunu oynamaya başlamadan oyunun büyük bir kısmının İstanbul’da (Osmanlı Zamanı) geçtiğini bilmeniz gerekir. Oyuncular zaten bu haberi aldıklarında bir kat daha heyecanlandılar. Ezio Auditore olarak oyuna başlıyoruz. Göreceğiniz üzere artık yaşlanmış fakat formundan bir şey kaybetmemiş.
Oyunda İstanbul’u görmek cidden paha biçilemez bir durum. Ayrıca Yeni Çeriler’de ismine yakışır bir şekilde tasarlanmış. Hepsi oldukça güçlü. Camiilerin üstünden , kulelerden , sarnıçlardan geçerek oyunu bitiriyoruz. Oyun içerisinde gizli kapılardan geçerek elde ettiğimiz 5 madalyon var. Bu madalyonlardan her biri bizi Altaïr’in zamanına götürüyor.
Oyunda bize genelde Yusuf Tazim yardımcı oluyor. Oyun içinde arada Türkçe kelimeler konuşulurken , halkın sesleri ise tamamıyla Türkçe. Fakat oldukça fazla ses tekrarı olduğundan bir süre sonra sinirlenme durumunuz var.
Oyuna genel olarak bakacak olursak herkesin rahatlıkla bitirebileceği zorlukta yapılmış ve kısa bir hikayesi var. Oyun bitmesin diye uğraşıyorsunuz. Oyunda ilginçlikler de mevcut. Ki bunlardan en büyüğü gizli şehir olan Kapadokya’ya Gemi ile gitmemiz oldukça ilginçti.
Sonuç olarak oyunu ilk kez oynayanlara zevk verse de Brother Hood’a göre daha az uğraşılmış ve daha aceleye getirilmiş gibi gözüküyor. Oyunun İstanbul’da geçmesi bizi daha fazla etkiliyor. İsterseniz bir de wiki’deki açıklamasını bakalım.
Günümüz zaman çizgisinde, Brotherhood’un bitişinde olan olaydan dolayı ana karakter Desmond Miles komaya girer. Desmond, zihninin kurtarılabilmesi için, “Black Room” (Siyah Oda) denilen özel bir alandadır. Animus’un içinde uyandığında, kendisinden önce Animus’a bağlanılan Subject 16′nın bilinci ile tanışır. Desmond ondan kendi zihninin parçalanmış olduğunu ve kurtarabilmesi için atalarının hikayesine, kendisine gösterebilecekleri bişey kalmayana kadar şahitlik etmesi gerektiğini öğrenir.
Desmond “Siyah Oda”nın hafıza kapısından geçerek Ezio Auditore görünümüne yerleşir. Ezio, daha önce ortaya çıkardığı Altaïr’in sırlarını çözmek ve Suakastçi’lerin gerçek amacını öğrenmek Masyaf’a doğru seyehat etmektedir. Masyaf’a vardığında şehrin Tapınakçılar tarafından ele geçirildiğini görür ve onu öldürmeye çalışırlar. Ezio kalenin içine doğru kaçar ve burada Altaïr’in kütüphanesini keşfeder. Kütüphane kapısının açılabilmesi için beş tane anahtar gerekmektedir ve bunlardan biri tapınakçılar tarafından ele geçirilmiştir, diğer anahtarlar ise Konstantiniyye’de saklanılmıştır. Konstantiniyye’ye vardığında Türk Suikastçıları’nın lideri Yusuf Tazim tarafından karışılanır, ayrıca Süleymen isimli on yedi yaşında bir Türk öğrenci ile arkadaş olur. Ezio anahtarların Niccoló Polo tarafından şehre saklanmış olduğunu öğrenir. Polo’nun eksi ticaret dükkânlarını ararken, Sofia Sartor isimli genç İtalyan gezgin ve kitap koleksiyoncusu ile tanışır ve ona aşık olur. Daha sonraları Sofia ona anahtarların yerini bulmasında yardımcı olur.
Bu arada, şehirde Şehzade Ahmet ve kardeşi Şehzade Selim arasındaki taht çekişmesinden kaynaklı çatışmalardan dolayı kaos hakimdir. Bu çatışmaların arasında, Suleyman Ezio’ya bir Osmanlı Şehzâdesi olduğunu söyler ve o bu kavganın arkasında Tapınakçıların olmasından şüphelenmektedir. Ezio, Manuel Palaiologos’un Tapınakçıların da desteğini alarak Osmanlı yıkmaya ve Bizans’ı tekrar kurmaya yönelik bir ordu kurduğuna dair bulgulara ulaşır. Manuel’i öldüren Ezio, Şehzâde Ahmet’in Tapınakçılar’ın gerçek lideri olduğunu ve anahtarların peşinde olduğunu ortaya çıkarır.
Bir başka incelemede görüşmek üzere..










